İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİ TEMSİLCİLER KURULU BİLDİRİSİ
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİ TEMSİLCİLER KURULU
9 NO'LU BİLDİRİ
EKİM 2009
2009-2010 öğretim yılına başlarken İstanbul Üniversitesinde araştırma görevlilerinin özlük hakları sorunu (50/d sorunu) henüz bir çözüme kavuşmuş değildir. YÖK kararının Danıştay’ca askıya alınmasından sonra YÖK, araştırma görevlilerinin özlük işlerinin rektörlüklerce düzenlenebileceğini ilan etmiştir. Bu gelişme üzerine bazı üniversite rektörlükleri araştırma görevlilerini koruyucu istihdam politikalarına girişmiş ve mevcutlarda yaşanan 50/d sorununun çoğunluğunda çözüme ulaşılmıştır. Buna karşın meselenin başından beri en yakıcı olduğu İstanbul Üniversitesinde ise, Rektörlük yedi aydır genç bilim insanlarının önünü açan bir uygulamayı başlatmamıştır. Hatta hakkını arayan ve arkadaşlarının işten atılması teşebbüsünü durdurmaya çalışan araştırma görevlilerini disipline sevk etmiş ve sorunu kangrenleştiren bir tarzda çözüm üretmekten kaçınmıştır. Bu çözümsüzlük akla uygun bir yol değildir. Çünkü geçen yedi aylık sürede yaşanan belirsizlik üniversitemizde şu temel sorunların yaşanmasına neden olmuştur ve olmaktadır:
- Kamu hizmetinde umudunu yitiren araştırma görevlileri imkân bulmaları halinde başta vakıf üniversiteleri olmak üzere kamu kurumları dışında kalan alanlara yönelmektedirler.
- Üniversitemizde kalmakta ısrarcı olan araştırma görevlileri doktora programlarını vaktinde bitirmek yerine çeşitli süre uzatma yollarını denemekte ve böylelikle bilimsel gelişimini kendi eliyle akamete uğratmaktadırlar.
- Gelecek kaygısı ve belirsizlik içinde bulunan genç bilim insanları, geçtiğimiz yıl gözle görülür bir biçimde üretkenlik kaybına uğramışlardır.
- Nihayet üniversite iradesinin sözde ve uygulamada farklılaşan tutumu, idareye yönelik araştırma görevlilerinde ciddi bir güven kaybına sebep olmuştur.
Türkiye’nin en güçlü üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’nin kendi üretkenliğini zayıflatması, tüm kamu üniversitelerinin kuvvet kaybetmesine neden olacaktır. Bu kan kaybına derhal bir son verilmeli ve akla uygun bir zeminde üniversitemizin geleceğini tıkayan bu soruna bir çözüm üretilmelidir. Aksi halde üniversitemiz önlenemez bir kurumsal erozyona maruz kalacaktır. Bu üniversite ve bu gelecek bizimdir, sahip çıkalım!
İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlileri
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun

